Trabzon Silah Sanayi A.Ş (TİSAŞ - Ahmet Alemdaroğlu)
GERİ

 


(İzinsiz yayınlanamaz)

Trabzon’da beş ortaklı bir oluşumla kurulan Trabzon Silah Sanayi A.Ş (TİSAŞ) küçük bir kooperatifken bugün üretiminin yüzde 70’ini ihraç eder bir hale geldi  

 
Trabzon Silah Sanayi A.Ş (TİSAŞ) Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Alemdaroğlu; Trabzon’da eşine az rastlanır bir ortaklık girişimi olarak beş arkadaş olarak kurdukları ve halen faaliyetlerine devam etmekte olan Trabzon Silah Sanayi A.Ş’nin (TİSAŞ) kuruluş öyküsünü ve bugünlere nasıl gelindiğini anlattı. Alemdaroğlu, küçük bir kooperatif kuruluşundan, cesurca yapılan bir yatırıma, kriz dönemine rastlayan bu yatırımın sonlanmasına ve bugünlere gelinceye dek yaşanan süreçte hiçbir zaman pes etmediklerini anlattı. KOSGEB desteğiyle alınan makineleri kurdukları küçük atölyedeki arkadaş sohbetlerinden bugün dünyanın yirmi ülkesine ihracat yapan bir şirket haline gelişlerinin bir tesadüf olmadığını ifade ederek, her zaman yenilikçi olma anlayışı ile hareket etmelerinin kendilerine çok büyük avantajlar sağladığını dile getirdi.
 
TİSAŞ’ın kuruluş öyküsü nasıl başladı,
Dönemin Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın Başbakanlığı döneminde bölgesel kalkınmayla ilgili hazırlanan teşviklerde Doğu Karadeniz Bölgesine bir silah fabrikasının kurulması düşünülmüştü. Fakat herkes bu fabrikanın kendi ilinde kurulmasını isteyince bölgedeki 5 İl’e de hafif silah üreten fabrika kurulması kararlaştırıldı. Bu fabrikalara MKE Kurumunda en fazla satılan tabancalar kurumca projelendirilerek verilecekti. 1988 yılında kanun hükmünde bir kararname yayınlandı ve Sanayi Bakanlığı önderliğinde MKEK'nin proje ve satış koordinatörlüğünde KOSGEB’in mali ve teknik bilgi desteğinde özel müteşebbisler tarafından fabrika kurulup imalat gerçekleşecekti. Bölgede KOSGEB tarafından çalışmalar başlatılarak konuya ilgisi olan müteşebbis insanlara Endüstri meslek liselerinde Teknik resim okuma ve anlama kursları açıldı, bilgilendirme toplantıları ve gezileri düzenlenerek birleşerek kooperatif veya şirket kurmaları istendi. Bizde ise ilk kıvılcım şöyle gelişti; KOSGEB’in düzenlediği bilgilendirme gezisi ile Konya Üzümlü' de av tüfeği üreten kooperatifi gezdik, kooperatif ve imalatları ile ilgili bilgiler aldıktan sonra gezi dönüşte biz de bir kooperatif kurarak KOSGEB'e başvuruda bulunduk. Bizimle beraber Trabzon'dan başvuru sayısı 4 kooperatif olmuştu. Bir de Abdullah ve Mustafa Erdem kardeşler firma olarak müracaat etmişlerdi.
KURA ÇEKİMİNDE YAŞANAN HEYECAN
Dönemin Sanayi Bakanı Tahir Köse’nin de katılımıyla Fatih Sanayi Sitesi hizmet binası toplantı salonunda 5 ilden müracaat eden bütün silahçılarla bir toplantı düzenlendi. Toplantıda imal edilecek silah modelleri için kuralar çekildi. Kurada her İl Browling (halk dilinde 14’lü diye tabir edilen) tabancayı üretmek istiyordu. Kurada Browling bize çıktı, bizden başka kimse hayatından memnun değildi. Aksine bizim de yapma diye çok büyük bir hevesimiz yoktu. Toplantılar devam ediyor ama biz çok fazla ilgilenmiyorduk. Giresun’da genel katılımlı bir toplantı daha yapıldı. Trabzonlu katılımcılar olarak bizi temsilen Mustafa Erdem bey o toplantıya katıldı. Rizeli siyasetçilerin kuraya müdahale etmesiyle imal edeceğimiz Browling (9x19mm) tabanca Rize'ye, onların üreteceği F81 Baretta (7,65mm) marka tabancı ise Trabzon'a verildi. Trabzon’daki proje iştirakçilerinin ilgisizliğinden model değişimine karşı çıkılmadı. O süreçte Trabzon'da TİSAŞ henüz yoktu. 4’ü kooperatif 5 katılımcı vardı. O sıralarda MKEK proje koordinatörü olarak bir toplantı düzenledi. Bizler illerde tek bir kuruluş ile muhatap olmak istiyorduk ve bize, ‘her il katılımcıları aralarında anlaşarak bir üst şirket veya kooperatif kursunlar’ denildi.
 
İşin bir de maddi tarafı varken, bunu nasıl çözümleme yoluna gittiniz?
 
Proje yönü bu şekilde şekillenmeye başlamışken maddi destek konusunda da farklı gelişmeler oldu. KOSGEB’in her proje için ayırdığı nakit maddi destek sözü kooperatifler kurulup sürecin sonuna yaklaşıldıkça makine ve ekipman desteği olarak değiştirilince kooperatifler dağıldı. Biz de kooperatifi feshedip bir şirket kuralım dedik. Ömer Hacıoğlu, H.İbrahim Mengüç, Ekrem Ş.Hekimoğlu, Mustafa Erdem ve ben kaldık. Birlikte TİSAŞ Trabzon Silah Sanayi A.Ş’yi kurduk. Fakat kurduğumuz şirketi işletmek için sermayemiz yoktu. Sadece KOSGEB’in silahçılara mahsus ortak kolaylık atölyesi (ORTKA) adı altında verecek olduğu on adet makine vardı. Bu makineleri Kayseri Takım Tezgahları Fabrikası’ndan (TAKSAN) getirdik ve Fatih Sanayi Sitesi’nde kiraladığımız yere kurduk. Ayrıca KOSGEB Projesi olan illere MKEK'den emekli ikişer danışman atadı. Bu kapsamda bize de 2 danışman geldi. Makinelerin kurulduğu Fatih Sanayindeki yerimize arada bir gelip çay içip sohbet ediyor tekrar kendi iş yerlerimize dönüyorduk. Aslında kurucu ortakların hepsinin sanayi sitesinde ayrı ayrı kendi atölyeleri vardı ve hiç birimizin işten yana bir sıkıntımız da yoktu.
 
Peki süreç nasıl devam etti, bu süreçte istediğiniz desteği bulabildiniz mi?
 
1995 yıllında TİSAŞ kurucu ortakları olarak 5 arkadaş Trabzon Valisi Alaaddin Yüksel'in yanına gittik. (Halen Antalya Valisi görevini yürütüyor) Alaaddin Bey bize; Trabzon’da ilk kez beş ortaklı bir şirketle karşılaştığını ifade ederek “Trabzon’da bir etüt yaptım, fert olarak herkes başarılı ancak hiç kimse iflas etmemiş gibi duruyor, herkes alanında işini iyi yapıp para kazanıyor, ama bir bakıyorum hiç ortaklık yok gibi. Siz gelince de, işte ilk kez bir ortaklık örneği diye düşündüm” şeklinde duygularını aktardı. Vali Alaaddin bey bize; ‘size maddi olarak hiçbir destek sağlayamam’ derken çok mantıklı gerekçeler sunmuştu. Zira Vali Alaaddin Bey’in şu sözleri bunları doğrular nitelikteydi, ‘Para olarak size destek olmamızı istediğinizde Özel İdare işin içinde olacak. Ben ona da karşıyım, çünkü yarın sizin kararlarınızda size çok büyük engel teşkil edebilir. Sizin acilen karar almanız gereken konularda bürokratik engeller karşınıza çıkabilir, biz devletiz, sizin yanınızda yavaş kalabiliriz. Siz beş kişi oturur hemen karar alabilirsiniz.’ Evet bu sözler aslına bakılırsa çok doğruydu. Fakat bürokrasi ile ilgili sorunlarımızda kendisini 24 saat boyunca her zaman arayabileceğimizi, bu konularda her türlü yardımı yapmaya hazır olduğunu söyledi. Vali Bey'in bu sözleri bize güven verdi ve daha rahat çalışma imkanı sağladı. Hatta Vali Bey o dönemde MKEK'nin Ankara ve İstanbul'dan sonra 3. satış mağazasını Trabzon'da açması için girişimlerde bulundu. Fakat satış için istenen bağımsız ve güvenlikli binanın şehrimizde bulunamamasından sonra bu projeden vazgeçtik. Organize Sanayi Bölgesindeki şu an bulunduğumuz yeri almamız Vali Bey'in teşvik ve yardımları ile olmuştur. Dönemin Valisi Alaattin Yüksel bize bir telefon kadar yakındı ve özellikle moral motivasyon yönünden çok büyük desteklerini gördük diyebilirim. 
KRİZLE BİRLİKTE STOP DEDİK
Sanayi Sitesinde kiraladığımız işyerimizde sohbet için toplandığımız bir gün silah üretim işini gerçekten yapıp yapamayacağımıza karar vermek için Kırıkkale Silah Fabrikası’na gidip gezmeyi kararlaştırdık. Kırıkkale Silah Fabrikası’na gidip bu isteğimizi anlattığımızda bize, ‘Siz hala vazgeçmediniz mi’ diye sordular. Kendilerine Trabzon’un projeden vazgeçtiği bilgisinin verildiğini belirttiler. Biz de, “Başlamadık ama vazgeçmedik de” yanıtını verdik. Silah Fabrikası’nın o dönemki Genel Müdür muavini İmalat Müdürü arkadaş bize fabrikayı gezdirdi. İmalat aşamalarını gördüğümüzde ‘Biraz zor olmasına rağmen biz bu işi yaparız’ diye karar verdik. İki-üç gün orada kaldıktan sonra tekrar Trabzon’a döndük. Hatta gezi esnasında parçaların bir kısmının hammadde tedariğini MKEK silah fabrikasından sağladık. Gezi dönüşü İlk 50 adetlik portatif tabancaların üretimi için kolları sıvadık. Bu arada TAKSAN'dan CNC Makine, bağlama aparatları ve mühendislik hizmeti istedik. Bu hizmetlere karşılık bizden 102 bin dolar (bir milyar iki yüz milyon lira) bedel istendi. Bu bedelin 20 bin dolarının peşin yatıracaktık ve geri kalan 82 bin dolarını TL’ye çevirip 12 ay vadeyle ödeyecektik. Peşinatın 17 bin dolarını yatırdık, protokol imzalamaya gidecekken sabah kalktığımızda ülkede kriz olmuş. 1 milyar liralık kalan borç 3,5 milyar liraya çıkmıştı. ‘Makineyi almıyoruz’ dedik. Verdiğimiz 17 bin dolardan da vazgeçmiştik. Bu arada kendi bilgilerimizle bir kısım küçük parçaları bağlayıp işlemeye devam ediyorduk. İstanbul’da CNC makinesi olan bir firmada 50 adet prototip silahın gövdesini on beş günde işlettik. Gövdenin bitimi ile beraber diğer parçaları da tarafımızdan montaja hazır hale gelmeye başlamıştı. İlk defa parçaları birbirine taktığımızda işi yapabileceğimize dair tereddütümüz de kesin olarak ortadan kalktı. Bu arada Ardeşen Silah Fabrikası’nı ziyarete gittik. Onların büyük bir fabrika binaları vardı ve iyi seviyede işletme sermayeleri olduğu da yetkilileri tarafından söylenmişti. Prototip üretiminde de bizden çok önde idiler. Bizler de kısa bir zaman sonra elli adet portatif silahı ürettik ve Kırıkkale Silah Fabrikası’ndan namlu istedik. Namlular geldi silahların montajını yaptık. Silahları test yapılmak üzere Kırıkkale’ye getirdik diğer firmaların testlerde problemler yaşadığını öğrenince montaja özen gösterdiğimiz için silahlar atış testlerini başarı ile geçti. Testin bitmesinden sonra Genel Müdür Muavini poligona indi, görevli silahların sorunsuz atış testinden geçtiğini söyleyince Muavin bey ‘Raftan bir silah çekip buna 5000 mermi atımlık mukavemet yapın’ dedi. Zorlaştırılmış mukavemet testi olan bu testte her altmış mermide bakım yapılabilecekti. 2800 mermiye gelince müdür muavini, ‘buraya kadar gelmişse buradan yukarı gider’ diyerek testi durdurdu. Bu işi başarmamızda tüm ortakların kendilerine ait atölyeleri olması ve malzemeyi tanımalarının yanı sıra bizimle beraber kader birliği yapan danışmanlık görevi bittikten sonrada beraber olduğumuz ve uzun yıllar beraber çalıştığımız MKEK’ndan emekli arkadaşımızın da çok büyük katkısı oldu.
 
İlk parti imalatlarınız ne zaman başladı?
 
Testin başarılı geçmesi sonrası Silah Fabrikası ile ilk parti imalatı için sözleşme yaptık. Silahımız 7,65 mm olduğu ve atışta sesi az çıktığı için satışta talebi azdı. Satışta talep daha çok 9 mm tabancalara idi. Ardeşen’in ürettiği 9 mm tabancada çok büyük bir talep sırası vardı. Talepteki azlığa rağmen 7,65 mm tabancamızın üretimi 2000’li yıllara kadar devam etti ve 13000 adetlere ulaştı.
TİSAŞ’ın 95 yılı içerisinde bir yandan üretim yaparken, diğer yandan bugün bulunduğu Organize Sanayi Bölgesi’ndeki arsanın mülkünü satın aldı ve 8 ay gibi bir zamanda 1800 metrekare kapalı alanlı binayı yaparak yeni binasına taşındı. O günlerde çeklerimizi zor da olsa ödedik. Tedarikçilerimiz bizi çok fazla sıkmadı, O günlerde işletmemizde tamamı on iki adet makinemiz vardı. İlk sözleşme ve sonraki sözleşmelerde siparişleri yetiştirebilmek için sürekli yatırımlar yapmaya başladık. Yani dipsiz bir kuyuya taş dolduruyorduk fakat attığımız taş kayboluyordu sanki. Üretimimiz 1998 yılına kadar çok iyi gitti. 7,65 mm tabancaya talebin az olması nedeni ile MKEK’nin deposunda birikmesi dolayısı ile 1998 yılında Kurum TİSAŞ’la yeni bir 7,65 mm tabanca sözleşmesi imzalamayı durdurdu. Daha sonra adetleri az olan 2 sözleşme daha imzalandı. Fakat bu sözleşmeler şirketi ayakta tutabilecek miktarlar değildi. Bizler 9 mm tabancaya rağbetin çok olmasından dolayı 1998 yılı itibari ile bu çaptaki tabancayı üretmek için Ar-Ge çalışması başlattık ve 1999 yılında Kanuni 16 marka tabancayı üretip izin aldık. Çok kısa bir zaman içerisinde Kanuni S ile Zigana M16 model tabancaları da üreterek satışa sunduk.
2000 yılında TSK Deniz ve Hava Kuvvet Komutanlıklarının silah alımı vardı. Bir dilekçe yazıp ihaleye katılmak istediğimizi bildirdik. Teklifimiz kabul edildi hatta testlerimizde başarılı geçti fakat ihale iptal edildi. Daha sonra Deniz ve Hava Kuvvet Komutanlıkları MKE Kurumundan ihalesiz silah alımı yapmaya başladı. O dönem bizim imal ettiğimiz Kanuni 16 model tabancamıza 3400 adet siparişi verildi. Tabancamızın üretimini tamamlayarak MKEK aracılığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim ettik. Teslim ettiğimiz tabancaların ilk yerli tasarımı olması ve imalatının Şirketimizce yapılmasından, Şirketimizin ülkemizde bir ilke öncülük yapmış olmasından da ayrıca gurur duyuyoruz. 
O tarihten sonra 9 mm modellerimizi çoğaltmak için çalışmalar başlattık. Çalışan arkadaşlarımızın da uzmanlaşmaları sayesinde ZİGANA T model tabancayı kısa zamanda tasarımını da yaparak üretip satışa sunduk. 2004 ve 2005 yıllarında bu tabancamızdan TSK personeline 21000 adet sattık.
SEKTÖRDE HEP YENİLİKÇİ OLDUK
Sektörümüzde sürekli yenilikçi olduk ve ürettiğimiz bir çok yeni modelle çeşitlenen ürün yelpazemizle pazarda payımızı artırmaya çalıştık. Zira pazar payını artırmak için mutlaka bir yarış içinde olmak gerekiyor ki; bu yarışta kalabilmek, son teknolojiyi kullanmak, iyi Ar-Ge yapmak, hızlı üretmek, kaliteli üretmek, çok pazara ulaşmak ve ürününü marka yapmak zorundasınız. Bu yarıştan koparsanız işiniz biter. Yani sanayiciye hiçbir zaman rahat yok ve sanayicinin ömrü de hep yatırımla geçiyor diyebilirim. Şirket olarak ürünümüzü marka yapma çalışmalarına çok önceden başladık ve İlimizin Marka dağı olan ZİGANA'yı tabancamıza isim yaptık, tüm yeni modellerimizde de marka olarak bu ismi kullandık. ZİGANA markalı ürünlerimizi TSK dahil yurdumuzun her bölgesinde tanıttık ve sattık. Ayrıca yurt dışı fuarlara katılıp yaptığımız tanıtımlar sayesinde ürünümüzü Dünyada bir çok ülkeye ihraç ederek ülkemizde ve Dünyada tanınan ve aranan marka olmasını sağladık.
 
İhracat üretiminizin ne kadarını teşkil ediyor?
 
ÜRETİMİN YÜZDE 70’İ İHRACATA
TİSAŞ'ın bünyesinde şu anda imalattan satışa kadar 100ün üzerinde çalışanı var. Silah satışları Ankara ağırlıklı olduğu için 1998 yılında Ankara Tandoğan'da ofis alarak iç piyasa için açtık. 2002 yılına geldiğimizde arkadaşımız Ömer Bey'i Ankara'ya gönderdik. Hem yurt içi hem de ihracat için ekipler kurarak ofisi kullanmaya başladık. Attığımız bu adımın meyvelerini 2004 yılından sonra almaya başladık. Şirketimizin 2004 yılından sonra büyüyerek artan bir ihracatı oldu. Yurt dışı fuarlara sürekli katılmamız ve özveri ile çalışan arkadaşlarımızın can güvenliği olmayan ülkelere dahi giderek ürünlerimizi tanıtıp iş yapmaya çalışmaları sayesinde; 2008 yılına geldiğimizde ihracatımız üretimimizin yüzde 70'ini oluşturur hale geldi. Halen 7 kıtada yirminin üzerinde ülkeye ihracatımız var.
ABD’YE ON YIL ÖNCE GİTMELİYDİK
Yurt dışındaki fuarlara da mümkün olabildiğince katılmaya çalışıyoruz, imkanlar nispetinde fazla kişi olarak gitmeye çalışıyoruz. Bu yıl Amerika’nın Orlando Eyaletinde katıldığımız bir silah fuarında 22.400 adet katılımcı firma vardı. Zaten katılımcı sayısının çokluğundan fuarın büyüklüğünü anlamak mümkün. Bu fuara katıldıktan sonra, ‘keşke silah sanayi olarak Amerika’ya on yıl önce gitseydik’ diye düşünmeye başladık. Çünkü merkez orası. Türkiye’den bu fuara katılan 5-6 firmaydık. Önümüzdeki süreçteki ilk fuar ise Las Vegas’ta olacak. Bu fuarlar başlamadan bir yıl öncesinden katılımcı firmalar kayıtlarını yaptırıyorlar. Kayıt yaptırırken de katılım ücretinin yüzde 30-40 gibi bir kısmını yatırmak gerekiyor. Fakat tanıtım ve iş yapmak için ABD’ye gitmek gerekiyor. Zira oraya tüm dünya geliyor. Orada her şey var. Görmek bile insanın ufkunu açıyor ve hayal dünyasını düşünme yeteneğini artırıyor. Bizler de artık bu düşünceyle hareket ediyoruz. Şirketimiz ve çalışanlarımız olarak; her zaman yenilikçi olmak, hep daha iyiyi üretmek ve bunun sonucu olarak da çok satarak ülkemize katma değer sağlamak en büyük hayalimiz. Bunu gerçekleştirmek için de her yeni günde dünden daha fazla çalışmak prensibimiz olmuştur.
               
 
 
04.01.2010
Copyright © www.tsiad.org.tr.tr ® 2014.
MAKSIFEDtürkonfed